Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

Geleneksel "High Tea" ile 6 Mart 2016'de Bitezdeki Şahane Restoran'da "Bodrum'da Insanca Yaşam Derneği" Dünya Kadınlar Günü kutladı. Organize için Chris Berkaya'ya teşekkür ederiz.

Üyemiz, Nafisa Haji'nin, bu önemli gün için hazırladığı anlamlı konuşmanın metnini okumaya davet ediyoruz:

Kendi Hikayelerimizi Anlatmak -Nafisa Haji

Tarih dediğimiz şeyin doğuşunda - insan, yaşamlarımızın detaylarını yazıp kayda almaya başlamadan önce- dünya hala tanrıçalara aitti.

Yazma, bir anlamda, kadının sonunun başlangıcı oldu. Binlerce yıl boyunca, katipler bizleri sadece ulusların savaşa girme bahanesi olarak yazdı — efsanevi bir şehrin yerle bir edilme sebebi ve yüzünün bin tane geminin suya indirilme nedeni Troya'lı Helen'i düşünün. Hakikat önemli değildi. Kadınların yazdıkları - ve kadınlar yazdılar- kayıtlardan silindi. Kleopatra —bir şair, bir filozof, bir matematikçi— güzelliğiyle meşhur, seksi ayartıcı bir kadına indirgendi —ironik olarak, bu, yaşadığı dönemde tanındığı şekil değildi. Bu neden böyle? Neden kadınların hikayeleri tarihten kesilip atıldı? Çünkü onların hikayeleri, insanlık mağaralardan çıkıp sömürecek toprak arayışına girdiğinden beri varoluşumuzu domine eden savaşlara ve anlaşmazlıklara hizmet etmedi. Kadınların anlattığı hikayeler değişim hikayeleridir. Dünyanın bugün olduğundan nasıl daha farklı olabileceğinin hikayeleri. Değişik ve daha iyi. Sadece bizim için daha iyi değil. Bizi seven ve destekleyen erkekler için de. Bunda bir şüphe yoktur: Dünyanın kadınların hikayelerine ihtiyacı vardır. Dünya paramparça oluyor. Kendisiyle savaş halinde dünya. Ve yeryüzü, insanların çocukça zalimliklerini daha fazla kaldıramaz. Kadınlar önemsiz bir mevzu değildir. İnsanların bu dünyada yarattığı her problemden kadınlar ilk önce ve en kötü şekilde etkileniyor. Yakın zamanda, Pakistanlı yazar Farahnaz Zahidi'nin yazdığı "Yoksulluk Cinsiyetçidir" adlı bir makale okudum. Başka bir tane de "Savaş Cinsiyetçidir" başlığıyla yazılmalı.

Haydi Kleopatra'nın onuruna bir hesap yapalım.

Zahidi'ye göre, dünyamızda 796 milyon okur yazar olmayan insanın, 3'te 2'si kadın. Eğer bütün kadınlar ilkokul eğitimi alsaydı, çocuk ölümleri %15 oranında düşecekti. Bu her yıl yaklaşık bir milyon hayatın kurtarılması demek. Eğer bütün kadınlar orta öğretimden geçseydi, kurtarılan hayatlar üçle çarpılıp yıllık 2.8 milyona ulaşacaktı.(http://tribune.com.pk/story/893854/poverty-is-sexist/)

Mikrofinans yapmanın —küçük ölçekli girişimciye ufak miktar kredi vererek destek olma fikri — çek bir kadına yazıldığında daha iyi işlediği istatistiki olarak ispatlanmıştır. Kadının bütün ailesinin, oğlunun ve kızının yaşamı iyileşiyor.

Bu alanlarda çalışan bir organizasyon olan, Kadın, Savaş ve Barış'a göre, modern çatışma ve savaşta, ölümlerin %90'ını siviller oluşturmakta -çoğunluğu kadınlar ve çocukları olmak üzere. (http://www.womenwarpeace.org) Sadece savaş diye bir şey yoktur.

Financial Times'a göre, yan komşumuzdaki savaştan kaçanlar arasında, Türkiye'den Yunanistan'a geçişte kadınlar ve çocuklar mültecilerin yarısından çoğunu oluşturmaktaydı. Bu değişti. Geçtiğimiz haziranda, Ege'yi geçenlerin %73'ü erkeklerdi. Rakamlar eşitlenmeye başladıkça, tüm yolculuk boyunca cinsel taciz, şiddet ve hatta tecavüz riski altında olanlar kadınlardır. (http://www.ft.com/…/dff3b5ea-bf99-11e5-9fdb-87b8d15baec2.ht…)

Evet, kadınlar —söylediğim gibi— dünyanın bütün problemlerinin etkilerini ilk önce ve en kötü şekilde hissedenlerdir. Fakat kadınlar aynı zamanda çözümdürler de. Geçtiğimiz aylarda güzel Bodrum'un çaresiz insanlarla dolan çehresine yanıt veren insanların çoğunluğu kadındı - katılan erkekler de feministti. Kadınlar bütün dünyanın hastalıklarının ateşini ölçen termometredir. Kadınlar aynı zamanda ellerinde şifa olanlardır.

Bir şey çok net. Artık -Troya'lı Helen gibi- erkeğin erkeğe yaptığı insanlık dışı davranışların bahanesi yapılmamıza izin veremeyiz. Daha fazla geminin yüzümüze ve bedenimize indirilmesine izin veremeyiz. Kadınları "kurtarmak" için savaş istemiyoruz çünkü bombalarla kimse kurtarılamaz. Kadınları "özgürleştirmek" için de savaş istemiyoruz çünkü yaşamları parçalanmışken kimse özgürleşemez. Ve bedenlerimiz üzerinden de savaşılsın istemiyoruz artık. Gardroblarımızdan ellerinizi çekin. Yasalarınızı bedenlerimizden çekin. Bizim kalem kağıda ve onları nasıl kullanacağımızı öğrenmek için de eğitime ihtiyacımız var. Kendi hikayelerimizi kendimiz anlatacağız. Onları yazacağız. Onları birbirimizle ve dünyayla paylaşacağız. Baştan yapacağımız binlerce yıllık derleme işimiz ve düzeltmemiz gereken binlerce yıllık susturulmuşluk var.

No Comments Yet.

Leave a comment